Öğrenciydi delikanlı, deli deli akıyor kanı,
Kafa makine mübarek, yüreği lokomotif…
Üçüncü sınıfa gelmiş, iki dersten de zayıfı var
Baba emekli, ev kadını anası, kıt kanaat okutma derdi.
Bir de âşık olmuş mu delikanlı? Hem de ne fenâ, sorma bile...
Gel de anlat şimdi babaya. Cebine sigara parası kalmıyor.
Şikâyet etmiyor yine de, bahaneyle sigarayı da bıraktı.
Anası artık günde bir öğün yemek yapar olmuş.
Çocuk üniversiteye başlayalı, sabah mütevazı kahvaltı,
akşama doğru sofra, tek çeşit. Tasarruf için, ne yapsınlar?
Kolay değil bu zamanda, üniversitede evlât okutmak!
Gerçi düşününce birden, hangi devirde kolay olmuş ki?
Delikanlı âşık, delikanlı utangaç, mahçûp delikanlı,
Sabah, gün, gece, ders çalışıyor, makarnaya talim.
Arada tost ile neşeleniyor biraz, ama aklı kızda hâlâ
Ne konuşabiliyor gönlünce, ne yerinde durabiliyor.
Kızkulesi yakın eve, yarım paket bayatlamış çekirdek
Bir de bira alıp iniyor sahile, uzaktan çekmiş fotoğrafını kızın
Bakıyor, dalıyor, karar alıyor, vazgeçiyor…
Ah be Kızkulesi, bir akıl ver şu delikanlıya,
ne yapacağını bilemiyor?
00.47 / 7 Temmuz 2010 - Çarşamba
- Yorum yazmak ve yorumları görebilmek için giriş yapın veya kayıt olun

